Back to the top

Uncategorized

SENTEZLEYİCİ KULLANAN MÜZİSYENLER

Hayatım boyunca beni en çok etkiyelen sentezleyici müzisyenlerini ve müzik aletlerini sıralarsak işimiz çok zorlaşır. O yüzden kısa kısa anlatıp kuş bakışı şeklinde bahsedip geçeceğim. Maksat genel bir fikir vermek. Detay isteyen interneti kullanabilir.

Cihazlar

Commodore 64 – SID

SID

İlk etkileyen sanırım Commodore 64 bilgisayarımın ses yongası S.I.D. oldu. Bilinler için POKE 54296,15 🙂 Bu yonganın özelliği analog ve hanesel (dijital) yöntemlerini bir arada kullanması idi. Her iki yöntemin de iyi tarafları ile donandığı için hibrit bir cihazdı. Bu hibrit yaklaşım benim genel çizgimi belirlemiştir. Bu yongayı Bob Yannes adlı bir tasarımcı Komodor firması için yapmıştır. Bilinen en popüler ve en başarılı yongadır. Her ne kadar tasarımı ile izah dökümanı sorunlar(!) içerse de 🙂

Last Ninja II
Turbo Outrun

YMF262 (OPL3)

Yamaha’nın bilgisayar ses kartları için geliştirdiği FM sentezleyici yongası. Dönemin “SoundBlaster” başta olmak üzere hemen hemen bütün ses kartlarında kullanılan ortak yongadır.

SIM CITY 2000
The Incredible Machine

Amiga 500

Amiga 500 ve ProTracker

Amiga bilgisayarı olan her kullanıcı mutlaka bir yerden MOD müziğe bulaşmıştır. Ya oyun müziklerinde veya Demo müziklerinde MOD vardır.

SpaceBalls Amiga Demo

Yamaha DX7


Tekrar cihazlara dönecek olursak, beni ikinci etkileyen cihaz sanırım Yamaha DX7’dir. Frekans Modülasyonu yöntemini kullarak ses üreten bu sentezleyici tamamen dijital olmasına rağmen çok yakın şekilde analog sesler üretebilmesi ile insanları epey şaşırtmıştır. Ne yazık ki doğası gereği cihazı kullanmak çok zordur. Ne kadar müzisyenlerden uzaksa o kadar teknik tarafı yoğun kişilere yakındır. Eh, bilgisayar programcısı olduğum için bu durumun ne kadar hoşuma gittiğini anlamışsınızdır 🙂

Ülkeler ve Müzisyenler

Fransa

Jean Michel Jarre

Herhande en çok etkileyen kişi diye düşünürsek Fransız sanatçı Jan Mişel Jar‘dan bahsetmek gerekir. Sentezleyici müziğini bilinen melodik yapılardan ziyade, ritmik ve sessel yapıda yorumlayıp, bunu destekleyen bir çok eserler yapmıştır. Müziğe armoni ve melodiden çok ses olarak yaklaşması kullandığı cihazlar ve yaptığı sahne performansları en az stüdyo albümleri kadar etkileyicidir. Jan Mişel Jar üzerine çokça konuşulabilecek geniş yelpazede çalışmalar yapmış öncülerdendir. Evdeki mutfağında yaptığı (enstrümanları koyacak boş yer orada varmış) albümü “Oksijen” ile inanılmaz bir başarı elde etmiştir. Devamındaki albümleri de en az onlar kadar etkileyicidir. Sanırım en kolayı kendini kendisinin anlattığı şu videodu izlemektir.

Almanya

Enerji Santrali : Kraftwerk

Bizim kuşağı çok etkileyen sentezleyici kullanıcıları hep Alman gruplardır. En bilineni de enerji santrali manasındaki Kraftverk grubudur. “Bizler Robotlarız” şarkısı feci derece sentetiktir. Konu ile daha çok ilgilenen kimseler ise – örneğin saatlerce bilgisayar başından kalkmayan ve müzik dinlemek durumunda olan bilgisayar programcıları – daha derin müzisyenleri keşfediyorduk. Tancerin Dırim “Mandalina Rüyası” adlı grup sentezleyici müziğinde çeşit çeşit devrimler yapmış sıradışı Alman gruplarının başında gelir.

Japonya

Yellow Magic Orchesta

Ülkemizde pek bilinmeyen fakat takip edenin bildiği bir öncü grup da Japonya’dan çıkma Sarı Büyülü Orkestra grubudur. Komodor’daki karate veya kung-fu oyunlarının müzikleri içerisinde bu grubun müzikleri çok kullanılmıştır. (bkz Yie-Ar Kung Fu 2, skor ekranı).

Rydeen
Hanabe

Sanırım Japonya denince o dönemlerde “İpek Yolu” yüzünden sadece Kitaro biliniyordu.

Kitaro
İsao Tomita

Bu Japonlar tuhaf tiplerdir. Rahat durmazlar. Sentezleyici denince tüm dünyanın saygıyla bahsettiği diğer bir Japon da Isao Tomita‘dır. Yaptığı sıradışı düzenlemelerle burada saydığım çoğu insana ilham vermiştir. Müzisyenlerin müzisyeni diyebiliriz.
Aşağıda paylaştığım ünlü besteci Mussorgski‘nin “Sergideki Resimler” adlı çalışmasının sentezleyiciler ile yapılmış yorumudur. Seslerin nasıl kullanıldığına dikkat ediniz..

Tomita
Mussorgsky

Amerika

Voltır (Vendi) Karlos

Dünyada sentetik müzik denince Voltır Karlos iken sonra Vendi Karlos‘a değişen başarılı müzisyen akla gelir. Otomatik Portakal filminin müzikleri bu adama aittir. Ayrıca “Düğmesine Bah tarafından basılmıştır” manasında çevirebileceğimiz albümü sentezleyici müziğinde inandırıcılık manasında bir dönüm noktasıdır.

Kişisel olarak çok beğendiğim Vins DiKola bizim dönemin yakından bildiği böksör Raki filmlerinin dördüncüsünün meşhur Rus boksör İvan ile olan mücadelesi öncesindeki antrmanlarında çalan “antreman sahnesi” müziğinin ve anı filmdeki “savaş” adlı müziğin bestecisidir.

İtalya

Giorgio Moroder

Beni gene çok etkileyen sıradışı bir kişi ise İtalyan asıllı Coanni Corciyo Morodır‘dır. Almanya’da kendisine açtığı yapım şirketi ile o dönemin sentezleyici müziğini bir isim olarak taşımıştır. Disko müziğinin egemen olduğu zamanlarda işin içine elektroniği de katıp bir takım arayışlara girmek moda iken, Corciyo bunu “italo” tarzı ile başarılı şekilde yapmıştır.
Dona Samır ile beraber yaptığı çalışmalar daha sonra günümüzdeki gruplarca ve kişilerce tekrar tekrar yeniden yapılmışlardır.

Yunanistan

Vangelis

Gerçi kişisel olarak beni çok etkilemese de takdir ettiğim ve çok başarılı bulduğum bir başka sentezleyici dehası kişi Yunan asıllı Vancelis‘tir. Yaptığı sayısız film müzikleri ile tüm dünyada tanınır ve takdir edilir. Kişisel olarak bana göre fazla “derinlikli” (reverbed) bir ses anlayışı vardır. Kendi listem olduğuna göre arada kişisel beğenilerimi de dile getirebilirim sanırım. Vancelis o kadar çok başarılı iş yapmıştır ki eleştirmek için ayrı bir sayfa yazmak gerekir. Yamaha CS-80’i hakkı ile kullanan sayılı insanlardandır.

Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğimiz bazı isimleri burada analım. Örneğin Yanni. O da Yunan asıllı başka bir rahat batan süper müzisyendir.

Türkiye

Hep yabancı insanlar saydığım için suçlanmadan evvel, bir iki de yerli müzisyenden bahsedeyim. Gene o dönemlerde beni çok etkileyen müzisyen Barış Manço olmuştur. Sanırım Fransa’da kaydettiği “24 Ayar” albümünde güzel şekilde Roland JX-8P, Yamaha DX7 gibi dijital sentezleyiciler vardır. Albümde elektro gitar olmadığı için sentezleyicilere çok iş düşmüştür. Türkçe müzikler içinde bir sürü hit denebilecek şarkılar içeren başarılı bir albümdür.

Ne yazık ki Türkçe şarkılar içerisinde dışarıdan ithal sentezleyiciler çok popüler yer edinmemiştir. Türk insanı olarak müziğe değil de şarkı sözlerine daha yakınlık hissettiğimiz için olsa gerek, insan sesine uzak olması yüzünden sentezleyici sesleri geri planda kalmışlardır.

Gene de Melih Kibar’ın bestelediği “Hababam Sınıfı” serisinin müzikleri, sentezleyicilerin enstrümantal olarak belirgin şekilde hafızalarımızda yer ettiği rahatlıkla söylenebilir. Gerçi tam olarak “sade sentezleyici” olmasalar da akılda kalınmış melodiler konusunun başında gelirler. Ayrıca hazır filmlerden konu açılmışken tekrar tekrar seyredildiği ve haliyle dinlendiği için çeşitli film müzikleri de sentezleyiciler konusunun içinde yer alırlar. Benim favorilerimden Cahit Berkay’ın “Kılıbık” filimi için yaptığı beste başta gelir.

Örneğin sürekli birbirine karıştırılan çok popüler Gülen Gözler ve Neşeli Günler filmlerinin müziğindeki sentetik sesler. Melih Kibar tabi. Yalnız birşey hatırlatmakta yarar var. Bu müziklerin neresi sentetik diyebilirsiniz. Dikkatli dinlerseniz içlerinde çeşitli sesleri duyacaksınız. Bazılarının ise tamamen sentetik halleri mevcuttur. Misal Vecihi’nin uçakla geliş sahnesinde.

Melih Kibar’ın film müzikleri burada bitmez. Şener Şen’in meşhur “Namuslu” filmi hem yabancı pop hem yerli pop öğelerini tıpkı Barış Manço’nun “Lahburger” şarkısı gibi dönüşümlü olarak içerir.

Gene Şener Şen’in başrolünde oynadığı “Aşık Oldum” filiminin müzikleri sentezleyici müziklerinin güzel örneklerindendir.

Aşık Oldum – Melih Kibar

Bunlar haricinde dönem müziklerinde müzik tarzını ifade eder şekilde sentezleyici ve ses etkilerinin kullanımı örnekleri bulabiliriz. Nil Burak’ın “Birisine Birisine” şarkısındaki sentezleyici solo “flanger” ses etkisinin suyunun çıkarıldığı bir şarkıdır. Barış Manço’nun “Gülpembe” solosu veya “Alla Beni Pulla Beni” şarkısının solosu belki daha güzel örnektirler.

Tarz olarak sentezleyiciler 70’ler döneminde Fank ve Füjın (Funk, Fusion) müzik tarzlarında çok yer etmişlerdi. Bu tarz da Türkiye’de ancak kişiler arasında popüler olmuşlur. Güzel bir örnek olarak Nur Yoldaş’ın söylediği “Sultan-ı Yegah” verilebilir. Türk ezgileri ve yabancı düzenlemelerin başarılı şekilde bir arada kullanıldığı sayılı güzel örneklerdendir. Ergüder Yoldaş’ın başarılı besteleri aynı isimli albümde dinlemeye değerdir.

Seksenler denince iki isim mutlaka anılmayı hak eder. Bunlar Onno Tunç ve Garo Mafyan’dır.

Onno Tunç yaptığı besteler ile hem Türk müziğini geliştirmiş hem de bir sürü sanatçının halk ile buluşmasını sağlamıştır. Sezen Aksu için yaptığı besteler, Ajda Pekkan için yaptığı aranjmanlar, Nilüfer, Zuhal Olcay, Harun Kolçak ve daha bir sürü sanatçı için yaptığı çalışmalar ile “Müzisyenlerin Müzisyeni” olarak bilinir. Ayrıca bir çok kere Erovizyon Şarkı Yarışması’na besteci ve aranjör olarak katılmıştır.

Garo Mafyan da aynı şekilde başarılı çalışmalarda bulunmuştur. Mazhar Fuat Özkan üçlüsünün çıkardığı albümlerde hem klavyeli sentezleyiciler çalmış hem de aranjmanlarını yapmıştır.  “Peki Peki Anladık” ve “Yalnızlık Ömür Boyu” albümleri sentezleyiciler için çok güzel örneklerdir.  Kavai Piano, Yamaha DX7, Profet 10, Mini Moog, Emu Emulatör, Rhodes, gibi aletler müziklere renk katmıştır.

Zamanla dijital cihazlar besteciler arasında taht kurmaya başladığı zaman Türkiye’de orkestra kullananlar stüdyolara artık müzisyen çağırmamaya başladılar. Yerine bu cihazları kullanıyorlardı. Eskiden “diğerlerinin yapamadığını yapan” cihazlar şimdi “diğerlerinin de yaptığını yapıyor”du. Bu devrim sanırım Korg 01/W ile ülkemizde yaşanmıştır. Nitekim 80’ler furyasındaki seslerin çoğu bu aletten ve ilk kardeşi Korg M1’den çıkmadır.

© ALGE 2020