Neden Şarkı Söylemiyorsunuz?
Hepimizin bildiği şey arkada müzik çalan müzisyenler ve önde şarkı söyleyen şarkıcılar değil midir? Televizyonda veya sahnede, çeşitli şekillerde mutlaka görmüşüzdür onları. Aşinayızdır yani. Hatta sadece sesi duysak görüntüsü böyle gözümüzün önüne gelir filan..
İnsanlar dünyanın değişik yerlerinde değişik şeyler yapıyorlar. İnternet sayesinde el verdiğince birbirlerinden haberleri de oluyor. Öyle görünüyor ki mp3 gibi cd gibi sesleri ve müzikleri “hanesel yöntemleri” kullanarak dinlediğimiz ortamların bizleri makineleşmesinden çok rahatsız olduğumuz için, tekrar insan olduğumuzu hatırlamak üzere sesleri artık kendimiz yapmayı tercih ediyoruz. İşte ağzımızla, elimizi vurarak, ıslık çalarak ve şarkı söyleyerek…
80’lerde bu tercih için kişisel yetenekler veya özel sebepler söz konusu idi. Günümüzde ise hemen herkesin yaptığı veya denediği sıradan birşey haline geldi. O yüzden de farklı bir önem kazandı. Ben de bu durumu çeşitli isimler altında topladım.
akapela
İtalyanca “a capella” sözünden gelme bu laf, sadece insan sesi kullanılarak yapılan müzikleri içeren tarza verilen isimdir. Gerek şarkı sözü, gerek sadece vokal gerekse enstrüman taklidi sesler olsun fark etmez. Hepsine toptan “akapela” deniyor.
Akapela gruplarının eski klise korolarından daha da evvellere kadar giden çok uzun bir tarihi olduğu için burada sadece sınırlı bir başlık altında bahsedilecektir. Benim ilgilendiğim insanların bireysel gayretlerini sunmak olduğu için bu sınır içerisinde kalacağım.
Bobby McFerrin
Akapela’yı bireysel olarak en başarılı şekilde yapan kişiyi sorarsanız tartışmasız tek isim Bobi MakFerın‘dır. Sayısız başarısını okuyun izleyin tek tek burada anlatamayacağım kadar çoktur. Aşağıda zamanın televizyon dizisi Kozbi Şov‘un 4.sezonunun müziğini paylaşıyorum. Buradaki performansı çok güzeldir. Sonraki trampet sallamalarının güzelliğine dikkatinizi çekerim. Ayrıca müzik üzerine düşüncelerini söylediği bu videoyu da muhakkak izleyin.
Akapella konusu bir yana tek başına müzik ile ilgili sıradışı şeyler yapmak 80’lerde de ilgi ile izleniyordu. Genelde ayakta yapılan komedi gösterileri moda iken, becerebilenler bu tür gösterilerde şarkı da söylüyor veya diğer vokal yeteneklerini kullanıyorlardı.
Michael Winslow
Maykıl Vinslov bu konunun öncülerindendir. “Polis Akademisi” filmlerinden tanıdığımız bu şahıs gerçekte de mesleğinde filmde yaptığı tuhaf sesleri kullanıyordu. Kısaca günlük hayatta duyacağımız kapı gıcırtısı, su, araba, tabak çanak sesi, hayvanlar vs ne varsa bütün bu sesleri sadece ağızından çıkararak taklit edebiliyor.
Şu anda kendisine “10000 sesin adamı” deniyor. Hatta yaptığı kayıtlı taklit sesler bu sayının kat be kat üzerinde. Filmlerde ve reklamlarda çıkardığı sesler haricinde bilgisayar oyunlarında da ses efeklerini yapıyor.
Ben en çok polis akademisinde “karateci adam” tipini severdim. Konuşurken kötü bir iki kelimelik ingilizce ile ağızını (vantrologların tam tersi gibi) boşuna oynatarak kendi kendini seslendirmesi çok yaratıcı idi. Aşağıda bir reklam için yapılmış filmin genişletilmiş halini izleyebilirsiniz.
James Earl Jones
Konu ile tam olarak ilgisi olmasa da Ceymis Örl Cons‘dan burada bahsetmek istiyorum. “Yıldız Savaşları” filmindeki en belirleyici karakter olan Dart Vedır’ı seslendirmiştir. Bas ve etkileyici olan sesi ile hepimizi korkutmuştu.
Don LaFontaine
Film ve seslendirmeler denidiği zaman filmi “anlatan adam”lar vardır. İşte bunların en bilineni Don Lafonten‘dir. İzleyin.
Ted Williams
Konu ile hiç ilgisi yok ama etkileyici sesler deyince “Altın Sesli Adam” lakaplı Amerikalı bir evsiz olan Ted Vilyıms‘ın hikayesini de görelim istedim.
bitbaks
Konuya geri dönelim. Tuhaf sesler çıkarmak haricinde tuhaf ve “müzikal” sesler çıkarmak da var. İlk popüler örnekleri Maykıl Vinslov’un verdiğini söylemiştik. Bu konu dallanıp budaklanıp kendi başına öyle bir konu haline geldi ki günümüzde sormayın. Adına “Bitbaks” dediler. Bizde ise “ağızından ritim yapmak” diye biliniyor. Sanırım ilk başarılı örneğini bir yetenek yarışmasında Fransız Jozef Pulpo vermişti. Öncelikle bilgilendirmek gerekir ki bitbaks iki şekilde yapılır: mikrofonlu veya mikrofonsuz. Jozef, mikrofonsuz ve çok sesli şekilde yapan kişi olarak bilinmiştir. Çok sesli şekil derken hem davul hem bas sesini bir onu bir diğerini değil ikisini de aynı anda çıkarmadan bahsediyoruz.
Joseph Pulpo
Bitbaks konusun ara verip sahne gösterilerin konusuna devam etmek isiyorum. Mikrofonlu mikrofonsuz derken bunun yanına bazı çeşitli yardımcı aletler alıp tek kişilik gösteriyi renklendirme düşüncesi ile gösteriler yapma bir gösteri türü haline geldiğinden, bahsetmekte yarar var.
Reggie Watts
Reci Vats bu konuda çok güzel gösteriler yapmaktadır. Komedi kullanımı ve didaktik içeriği ile de epey eylencelidir.
Tom Thum
Bitbaks ile ilgili neden bahsettiğimi tam olarak anlamayanlarınız olabilir. Sizler için belki de en iyi örnek Avusturalya’lı Tom Tam olmalıdır. Gösterisinde ne yaptığını, neden ve nasıl yaptığını kendi de anlatıyor. Sade ve işe yarar bir gösteridir mutlaka izleyiniz. Trampet taklidi çok güzel.
Bu arada bitbaks denince olabilecek üst sınırı veya “ne manyak herifler bunlar”‘ı arıyorsanız hiç zahmet etmeyiniz, doğrudan Japonlara bakabilirsiniz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Japonlar bize güzel örnekler veriyorlar.
Hikakin
Takip ettiğim iki tip var. Birincisi Hikakin. Genelde mikrofonlu bitbaks gösterileri yapar. Diğeri ise Daiçi. O ise mikrofonsuz bitbaks yapanlardan. İkisi de kendi başlarına alem olduğu için kolaya kaçıp ikisini bir arada bulduğum beraber yaptıkları arkadaşça bir yarışmayı paylaşmak istiyorum. Siz karar verin onlar mı normal yoksa ben mi abartıyorum..
Daichi
Daichi de ayrı bir alem…
Türkiye
Dünyada neler oluyor bitiyor peki bizim ülkemizde hiç birşey yok mu ? Aa olmaz mı. Aslında Türkiye’de epey akapela ve vokal grubu var. Nedense halkımız nezlinde olmaları gerektiği kadar çok popüler değiller. Sanırım bu tür olaylar bizler için biraz yeni. Biraz zaman vermek lazım.
İstanbul’lu meşhur Vokaliz grubu bu tip akapela’ya iyi bir örnektir. Gruptaki bütün elemanların bir enstrüman sesi taklidi yaptıkları gösterisi keyifle izlenir. Vokaliz’in kendi içlerinde eylenme için yaptıkları bu videoyu keyifle izleyiniz.
Gruplardan sıra ile örnek vermek istiyorum.
Akapela denince ülkemizi başarı ile temsil eden Boğaziçi Caz Korosu topluluğundan da bahsetmek durumundayız. Katıldıkları uluslararası yarışmalarda ne kadar ödül varsa toplayıp gelirler.
Bu arada yaptığım uzun araştırmalar sonunda sanırım yerli ilk bitbaks kayıdına ulaştım. Gökben‘in “Aşk dediğin laftır” şarkısının başında küçük bir bitbaks denemesi yapılmış, ehehe 🙂
doğuşkan ile Söyleme
Bu başlığın Türkçe’sini bulamadım. İngilizcesi “Overtone singing” veya “Throath singing/chanting” diye geçiyor. Normalde ağızınızdan çıkan ses bir ana sıklığı ve beraberinde uyumsal sıklıkları (doğuşkanlar) içerir. Eğer bir şekilde diliniz ve ağız yapınızı kullanmayı öğrenir ve sabredip becerebilirseniz ana sıklığı susturabilir, sadece istediğiniz uyumsalların duyulmasını sağlayabilirsiniz. Buna “doğuşkan ile söyleme” denir. Neyse, en azından bu sayfada öyle deniyor 🙂
Konunun popüler iki ismi var. Birincisi konunun asıl sahibi olan Tuva ve Moğol Türkleri. Konunun güzel örnekleri onlarda. Kolaylık olması açısından birkaç Türk söyleyiş şeklini çalışmış Aleks Glenfild‘in şu sunumunu izleyebiliriz.
Alman Ana Mari Hefel, bu konuyu popülerize etmiş ve günümüz müziğinde kullanılabilir ilk örneklerini vermiştir. Kendi orjinal videosu yerine yan tarafta seslerin işaretlerini de içeren grafikleri olan videoyu aşağıda paylaşıyorum. İlginizi çekecektir. Dikkat edin de bu kadınla evde kavga falan etmeyin. Bir başladı mı şakımaya yandınız 🙂
Nedense ikidir videoların görüntülerindeki insanların tipleri kayık. Bilmiyorum neden.
Bir örnek te Pentatonik grubunun bas sesi Avi Kaplan’dan.
Gördüğünüz gibi bu insanlar adam gibi şarkı söylemek yerine tuhaf işler yapıyorlar. İnsanoğlu sınırları zorlamayı seviyor dedikleri doğruymuş.
Hadi biraz daha akapela ve bitbaks gruplarına bakalım
pentatoniks
vokapüpıl
sınırları zorlayalım
En ince ve en kalın sesler kimlere ait acaba diye düşündüyseniz sıra ile bakalım.
En kalın ses rekoru Amerika’lı Tim Storm‘da.
Nasıl oluyor diye sormayın bilmiyorum. Dinleyin kendiniz karar verin. En tiz sesli erkek Edım Lopez‘in, bu rekoru kırmayı denerken ki videosu aşağıda. Zaten bir önceki rekor da kendisine aitmiş.
tiz veya boğuk
İnsanlar seslerini değiştirmek için tuhaflıklar peşinde koşmaya dursun, akıllara gelmeyen şeyler yapıyorlar. Sesi inceltmek için helyum gazı solumak ilginç fikir değil mi ? Havadan daha hafif olduğu için ciğerlere aldığınız helyum dışarı çıkarken ses tellerini çok daha az zorlar ve normal alıştığınızdan çok daha kolay (sık) titrer. Bu sayede sesiniz tizleşir.
Büyük Patlama Teorisi dizisinden Şeldın‘ın bu konuda ilginç şeyler başına gelmiş.
Aynı şekilde, havadan daha ağır bir gaz solursanız bu sefer de sesiniz kalınlaşır. Aslında boğuklaşır demek daha doğru. Genelde SülfürHeksaFlorid kullanılır. Haydi gene Büyük Patlama Teorisi dizisinden izleyelim, bu sefer başka oyuncular..
en hızlı
en hızlı konuşabilen adamı tanıyın. hem hızlı konuşabiliyor hem de hızlı ve sesli okuyabiliyor. şarkıları da hızlı okuyabilmesi ilginç. Con Moşitta reklamların sonundaki metinleri hızlı okuyan adam.
teknoloji yardıma geliyor
İnsanlar seslerini değiştirmek için tuhaflıklar peşinde koşmaya dursun, akıllara gelmeyen şeyler yapıyorlar. Sesi inceltmek için helyum gazı solumak ilginç fikir değil mi ? Havadan daha hafif olduğu için ciğerlere aldığınız helyum dışarı çıkarken ses tellerini çok daha az zorlar ve normal alıştığınızdan çok daha kolay (sık) titrer. Bu sayede sesiniz tizleşir.
Genelde vokalistler sahnede özel cihazlar kullanırlar bu sayede kalabalık sesleri veya arka destek korosu gibi etkileri tek başlarına sağlarlar. Bu tip bir cihazı tanıtmanın sırasıdır.
Yalnız çok daha profesiyonel cihazlar var. Bunlar da tek kişilik “koro” imkanı sağlayan cihazlar. Roland firması bu konuda bir ilke imza atarak çığır açan bir cihaz yaptı. VP-550. bu cihaza bağlı mikronofa ne okursanız onu alıp bastığınız tuşların notalarına göre düzenleyip size geri çalıyor. Gospel Müzisyeni Don Levis ve “korosu”ndan dinliyoruz:
Gördüğünüz gibi yöntembilimi almış başını gitmiş. Yapılamaz yapılır olmuş.
Stüdyo müzisyenlerinin halini abartılı şekilde espriye boğan güzel bir video ile yazımı sonlandırıyorum. İnanın gerçeklerden o kadar uzak sayılmaz 🙂





